evlilik sonrası çileklinin evrimi :p

birkaç gündür koşturmaca içindeyim misafirler gelip gidiyor. evlenmeden önce; misafir geleceğinde nerdeyse bütün işi annem yapardı niohoho ben odamı temizler toplar ve yemek/çay servisi dışında pekte bir şeye karışmazdım. hani çoook sevdiğim biri gelecekse temizliğe ve yemek yapmaya filan da yardım ettiğim görülmüştür, ama misafir konusuyla çokta haşır neşir değildim eskiden. şimdi tabi işler değişti muahaha temizliği de, yemeği/pastası da, bulaşığı da bana kaldı. hal böyle olunca da misafir öncesi ve sonrası dengem bozuluyor, kendimi toparlamam için misafirler gittikten sonra sakin/sessiz bir ortamda önce ılık bir duş almam, sonra da sıkı bir uyku gerekiyor. yalnız evlilik sonrası ilk misafirlerden bu yana oldukça yol katettiğimi anladım bu son misafirlerim için hazırlık yaparken ve misafirleri ağırlarken. çünkü; o sabah yataktan kalkar kalkmaz başlayıp, diğer sabaha kadar süren gıcık migren ağrım tutmadı ve aşırı stress yaşamadım önceki misafirlerimde olduğu gibi. sanırım evlilik sonrası misafir ağırlama olayına alışıyorum artık   ponpon

evlilik sonrası çileklinin evrimihele dün kadınlar matinesine döndü evim görmeliydiniz muahaha kayınvalidemin ve görümcemin mahalledeki grubuyla çay partisi yaptık  :p  çay saati menümde neler vardı bir bakalım: ıslak kek (kara kız keki), tuzlu un kurabiyesi, peynirli börek, sosisli ve rus salatalı makarna salatası yaptım çay saati için. kayınvalidem de bir tencere dolusu Giresun yöresine özgü yöresel bir yemek olan kara lahanalı diple yapıp getirmiş. aslınca cheese kek veya irmik tatlısı da yapacaktım ama gelenlerin çoğu obez ve şeker/tansiyon hastası olduğu için ıslak kek dışında başka bir tatlı yapmamaya karar verdim. iyi de oldu, menü gayet doyurucuydu. kekim süper kabardı ve tadı da nefisti. peynirli böreğim bol sütlü ve lezzetli ama en çokta makarna salatam dehşet ötesi nefisti hehey gelen misafirlerimin çay menüsünü çok beğenmesi, sürekli dile getirmeleri ve “yok mu bir tabak daha” dercesine masadaki açık büfeye koşmaları kendimi biraz daha sevmemi sağladı ve kendimi artık küçümsememem gerektiğini gösterdi bana  :p

karton kutu değerlendir”diy”dim :p

DIYDIY DA DIYDIY diydiy de diydiy bloglarda kişisel web sitelerinde göre göre sonunda ben de kendin yap yani ecnebice kısaltılmışı: “DIY” projeleri yapmaya karar verdim niohoho tamam kabul ben amatörüm bu alanda, yani “do it yourself” emrine amadeyim amma velakin gel gör ki yetenek abidesi filan da değilim hani. ilkokulda olsun, orta okulda olsun bilimum el becerisi gerektiren ödevlerimi hep anneme veya küçük ablama yaptırırdım da ayıptır söylemesi :p bu akşam misafirim gelecek olmasının verdiği telaşeden olacak ki; bugün yapmak için planladığım DIY projem istediğim gibi sonuç vermedi. acele etmekten, uydur kaydır sallan yuvarlan oldu azıcık, ama işime yaradı mı? evet yaradı. fikir benden, daha iyisini yapmak sizden deyip işin içinden sıyrılıyorum ^-^ şimdi fotoğraflar konuşsun mu? :p

^-^ karton kutudan çekmece içi düzenleyici takı kutusu yapmaca ^-^

malzemeler: 1. çekmecenin yüksekliğinden daha alçak kalacak yani çekmecenize rahatlıkla sığacak bir markafoni veya trendyol kutusu :p 2. tutkal 3. tutkal sürmek için ince bir fırça 4. kaygan ve parlak bir kumaş (ben semt pazarından 2 liraya aldığım turkuaz rengi parlak viskon şalı kullandım misal) 5. makas

bu arada kına günümde kullandığımız kına tepsisini de çekmeceye yerleştirdim. tuvalet masamın üzerine koymuştum ama tepsiyi çevreleyen saten kumaş ekru -kırık beyaz- renkte olduğundan çabuk tozlanıyordu. kıyamadım ve çekmece düzenleyicisi yaptım onu da. ortadaki 2 pembe kutu ise iç çamaşırı kutuları 🙂 kapaklarını altlarına takıp kutuların daha dik durmasını sağladıktan sonra ortada kalan boşluğa da onları yerleştirdim ve çekmecemin içi artık karışıklıktan kurtuldu diyebilirim b son haliyle.

dıy projeleri

Okumaya devam et

yemek misafiri deneyimim..

migren ağrısı çekerken yemek misafiri ağırlamakevleneli birkaç kez misafir ağırladım bunların sadece biri yemek misafirimdi diğerleri çay ve ikram misafiri. ilk yemek davetimden hiçbirşey anlamamıştım çünkü yemek masamız yoktu henüz ve mutfak masasına tıkılmış ben de aç acına misafirleri izlemiştim hamile halimle yutkuna yutkuna 😀 bi Allah’ın kulu da al kızım şu tabağı sen de ayakta mayakta ye hiç değilse demedi ben de zaten çekingen bir yapıda olduğumdan şunu alayım da yiyeyim diyemedim o akşam açlıktan bi migren baş ağrısı tutmuştu hiç unutmuyorum. annem olacaktı ki orda yerinden bile kalkardı “hamile halinle aç mı durulur gel önce sen ye” kızım diye.. ben oturmazdım onu kaldırıp gerçi ama yine de onun ince düşünceli hali, kibarlığı karnımı doyurmaya moralimi artırmaya yeterdi. insanın annesi gibi olmuyor kimse kendi çocuğuna yaptığı fedakarlığı başkasına yapmıyor. annemin ne kadar kibar ve ince düşünceli olduğunu evlendikten sonra daha iyi idrak ettim.

neyse ilk saçma yemek davetinden sonra dün biraz daha az saçma bi yemek davetim vardı. az saçma diyorum çünkü sabah uyandığımda şiddetli migren ağrımla uyandım -uzun süredir olmuyordu bu kadar şiddetlisi ve ben hamile olduğumdan migren hapımı da içemiyorum tabi başım ağrıyınca- bu nedenle yemekleri duraklaya duraklaya yapabildim. misafirlerim de öğlen yemeğine geleceğinden ana yemeğin kızartmaları ve böreğin pişirilmesi yarım kaldı. onları misafirler içeride sohbet ederken ben mutfağa tıkılıp yapmak zorunda kaldım 🙁 zaten az kalabileceklerdi ve onlarla oturup sohbet edemediğim için bir yandan üzülüp bir yandan sinirlenerek yarım işlerimi tamamlamaya çalıştım. neyseki annem ve ablam da dünkü misafirlerimdendi. o sihirli “yardıma ihtiyacın var mı” repliğini sarfetmeleriyle onları mutfağa kapattım 😀 aslında misafire iş yaptırmak nefret ettiğim şeylerdendir ancak fazla kalamayacaklarından ve ben menümü mutlaka tamamlamak istediğimden yardım taleplerini geri çevirmedim. zira yemekler hazırdı dediğim bir iki şey hariç. ama işte ben mükemmeliyetçiyim ya abi! mutlaka kafamdaki herşey bitecek ve o masada olacak ya! zaten biraz boşversem daha kolayına kaçsam, daha yüzeysel olsam herşey daha güzel olacak -gerçi bu sefer de ben mutlu olmam ama!- ah şu mükemmeliyetçiliğim yok mu!

böreği ablama dizdirdim, köfteleri anneme kızarttırdım, ana yemeği de servis tabaklarına ablama dizdirdim ohh çok şükür tam istediğim gibi olmasa da kafamda oluşturduğum menüye ulaştım. öyleydi böyleydi akşamdan sabah yetiştiremeyeceğimi bildiğim için yaptığım elmalı kurabiye ve yuvarlak mozaik keki de yemek sonrası yaptığım bol tomurcuklu çayımla birlikte ikram ettim ve misafirlerimi yüzlerinde tebessüm ve memnuniyetle uğurladım.

sanırım sonraki yemek misafirlerim daha şanslı olacak çünkü zaman konusunda yaptığım yanlışları telafi edip daha profosyonel ağırlayacağım onları. bu sayede misafire iş yaptırmam ve onlar içerde sohbet ederken ben mutfakla uğraşmam. gördüğünüz gibi misafir konusuna ciddi önem veriyorum çünkü; “misafir evin bereketidir ve bin rahmetle gelir”, “misafir girmeyen eve melek girmez” “ancak şerli ve kötü kimseler misafir kabul etmez” (hadisi şerif) dinimiz misafire önem verir de ben vermez miyim şimdi?

yemek menüsünde neler vardı (sevgili tuğba’ya özendim :D)

tavuk suyuna sebzeli arpa şehriye çorbası
etli bezelye yemeği
tavuk baget kızartması
köfte kızartması
patates püresi
pilav
salata
peynirli börek

çay ikramı için

yuvarlak mozaik kek
elmalı kurabiye

netekim arkadaşlarımcım, migren ağrısı çekerken keyifli bir gün geçirmek ve yemek misafiri ağırlamak cidden yüksek oranda eziyetli ve külfetliymiş.