BİR KAFADAN HER SES
Çilekli Süt'ün, Sıradan Çinko Karbon Blog'lara Göre On Kata Kadar Uzun Ömürlü Çok Sesli Mekânı.


Arama Bul

‘dellendim’ Etiketli Tüm Yazılar Listeleniyor

Önemsiz..

Kategori Çilekli Süt 
March 12th, 2010

Önemsiz çünkü önemsiz kişilerin adı geçiyor.. Her zaman olduğu gibi önemsiz insanların adını vermeden bu yazıyı yazacağım. Aynen burda olduğu gibi. Ama ordakilerin adını şimdi vermek istiyorum o zaman vermediğime pişman oldum çünkü haksız duruma düşen ben oldum mal gibi.X dediğim saftirik Nesibe Yalınız ve “Y de blog camiasında adı Böcek olan “kız”?.. “20′li yaşlarda Akrep Burcu bir ayı” dediğim tipte Orjinal Delikanlı adındaki blogger vatandaş. Kendisi blog’uma isimsiz olarak müstehcenlik ötesi (gerçekten iğrenç) bir yorum yazmıştı. IP’den tespit edip kendisini bulmuş ancak teşhir etmemiştim. Yazdığı yorumu buraya yazmaktan utandığım için yazmıyorum. Ama o ben yorumunu ifşa etmediğim için kolaylıkla zeytinyağı gibi üste çıkmış ve blogger arkadaşların blogroll’ünde yerini almıştı. Halbuki ben yorumun ona ait olduğuna dair screenshot’u bile almıştım. Tabi kimsenin olan bitenden haberi olmadığı için bu a.salak herifin ne b.k olduğundan bihaber arkadaş listesine ekleyebildi O’nu. Bu arada yazıyı okudunuz mu? Bence okuyun.. Biliyorum komedilik bir senaryo ama bana bu senaryoyu yaşattı bu sidikliler valla sadece helal olsun diyorum..

Kısa bir post olacak bu. Sadece sessizce silmiş dedirtmemek için. Şimdiye kadar ne yaptıysam duyura duyura yaptım blog camiasında. “Birileri” gibi yüze gülüp, üstelik yapılanları taklit edip (bu tipler acayipte örnek alır daha doğrusu taklit eder beni haa) arkadan iş çevirmem mesela. Bu da öyle bir niyetle yazıldı..

Uzun bir süredir gözlemlediğim ve bana diş bilediğini artı birde dost görünmeye çalıştığını gördüğüm “kredisi tükenen” kişileri MSN’imden ve Face’imden sildim. Ben iyi niyetle yaklaştıkça, onlar azdı ve totoları da baya bi kalktı çünkü. İndirme vakti bugündür. İsterlerse onlar da beni silsin ve bu zoraki birliktelik artık bitsin. Zira beni fazlasıyla yormaya başladı.. Sildikçe rahatladım walla ne yalan söyleyeyim

Şimdi hakkımda diledikleri kadar konuşabilirler, önceki günlerde olduğu gibi. Ama daha fazla konuşsunlar artık, malzeme de verdim size ohh ne güzel. Konuşun da bolca günahımı yüklenin bana da sizin gibi hamallar lazımdı zaten. Bak ya keşke söylemeseydim şimdi söyledim diye hakkımda kötü de konuşmazsınız. Hep zıt gideceksiniz ya bana. Tüh, nasıl da unuttum.

1 Yorum »

Kaybolmayan Çilekli İstiyoruz!! :p

Kategori Çilekli Süt 
February 1st, 2010

Hayalet gibi oldum farkındayım arada bir gelip “ce ee” yapıp kaçıyorum üstelik kafamı ve bünyemi tam olarak blog’uma adapte edemediğimden iyi bi yazı da çıkartamıyorum malum iş güç ve aşk meseleleri gündemimi fazlasıyla dolduruyor bundan gayrı da vakit kalmıyor, vakit kalsa da konsantrasyon hep o taraflarda geziniyor Kaybolmayan çilekli isteyenlerin çoğaldığını işittim beni sizler var ettiniz derdim ama narsizm en nefret ettiğim ruh hastalığıdır b u açıdan demicem Yükseleni başak olan birinden bu kadar kendini beğenmişlik beklemek hayal gücünüzün ne denli geniş olduğunu gösterir ki; eğer düşündüyseniz gidin yeni icatlar yapın, soyut resimler filan çizin derim Çok dil çıkarıyorum farkındayım ama ne yapayım yazacak bir şey bulamıyorum sanırım sanal alemde de asosyalleşmeyi başarabildim sonunda ve hayatımdaki asosyalliği sanal aleme de yansıtabildim (bu sefer dil çıkartmıyorum onun yerine bunlar da fena gitmez )

Çilekli süt bugünlerde ne yapıyor eskiden taa daha ağzım süt kokarkenki yıllarımda yazdığım günlüğe devam etseydim bir kaç aylık ayrılığımızdan sonra hepsini döktürürdüm şimdi blog’uma (yine dil çıkarmıyorum hatta smile de kullanmicam bu sefer) Uzzuuuun yıllar önce konuşmayı öğrendikten sonra günlük tutmanın benim için ne kadar sıkıcı bişi olduğunu anlamamla beraber bırakmıştım. Zaten günlük de denemezdi ki ona.. Sevgili haftalığım diye başlardım hep. Geçenlerde de Avon’dan göğüs kanserine destek kampanyası kapsamındaki ajandalardan aldım zinhar bir sayfasını bile kıyıp da karalayamadım daha Söz uçar yazı kalır tamam eyvallah ama bünye müsaade etmiyor ki şöyle edebimizle bi ajanda tutalım plan program yapalım, arkadaşlarımızın doğum günlerini, telefonumuza kontör yüklediğimiz tarihi, gün içerisinde gördüğümüz saçma sapan olayları not edelim filan. Ama hiç böyle bi disiplinim olmadı şimdide dek, o bakımdan ı ıh bana bikaç beden büyük geldi bu ajanda tutma meselesi de.. Sanırım iyi bi insan kaynakları müdürü bknz->personel müdürü olamicam :P

Aşk meşkten bahset diyenlere de havanızı pöykürün diyorum çünkü kış vakti ne aşkı, ne cıvıltısı allseniz.. Rutine bağladık gidiyoruz çok şükür :P Nazar değmesin diye de böyle söylüyor olabilirim o da size günün kare bilmecesi olsun :P Yalnız bu ara kapalı arkadaşlarımın baya o…..u olduklarını fark ediyorum üzülüyorum onlar için, elin sevgilisine, eşine filan göz koyuyorlar çok ayıp ama di mi yaa cıx cıx, Allah başıma vermesin beni de o hale düşürmesin inşallah.. Ne yalan söyleyeyim açık arkadaşlardan böyle şeylere pek rastlamıyorum genelde dejenere kapalı kızlarda daha çok görüyorum ya hu. (çevremde daha çok var belki ondandır) Belki yaşanmamışlıkların verdiği bir bastırmışlık hezimetidir ama anlayamadım hala.

Her insan nefs taşır ama nefs var, kötü arzular var diye de hayvanlaşmanın alemi yok ki Allah bizi insan olarak yarattıysa insana yakışır şekilde yaşamamız lazım öyle değil mi? İyi benim canım bunu çekti hemen gidip yapayım e oldu bari git bide vs. vs. yap. Gönlünce yaşamak, anı yaşamak kelimelerini bence bazıları yanlış yorumluyor. Bunu yorumlayanlar dindar olmaya çalışan ya da öyle gözükenler olunca biraz daha dikkatli ve özenli olmaları daha fazla önem arz ediyor. Evet arz ediyor, çok ciddiyim sgr

Bu karmaşık ve uzun yazıyı okuyanlara teşekkür ederekten yorumları aç aç deyip yorum bırakmayan blogcu bayanları bu vesileyle kınım kınım kınarım.kızdım

1 Yorum »

PTT Kargonun Eksik ve Kusurlu Yanları 2

Kategori Çilekli Süt 
January 14th, 2010

Canımız cigerimiz PTT kargo’nun fiyatları uygun uygun olmasına ama hani illa devlet kurumu olduklarını bir yerden belli edecekler ya diğer kargolara (özel kargolara) göre bir dolu eksik ve kusurlu yanı var. Daha önce bir kısmını burda belirtmiştim.

Bu kusurlara yenilerini de ekleyeceğim, ne zamandır gözüme batıyor fırsat bugüneymiş.. Belki “birileri” yazımı okur da PTT kargoda geciken şu iyileştirme girişimlerine artık başlar..

1. Özel kargolarda siz bir kere bir yere kargo göndermeyegörün, hemen sistem otomatik olarak sizi ve kişisel bilgilerinizi kaydediyor, adres telefon ad ve soyad vs… Ama PTT kargoda her seferinde kişisel bilgilerinizi kağıda yazıyorsunuz (evet ne kadar ilkel değil mi? PTT’de kargo için hala form doldurmak zorundasınız) hem bunu her kargo gönderisi için tekrar tekrar yazıp zaman kaybediyorsunuz, hem de PTT kargo görevlisinin tiii-ni tini mini haaaanım klavyesiyle bilgilerinizi bir saatte girmesini deve gibi ayakta dikilerek bekliyorsunuz..

2. Devletin (kamu kurumlarının) web siteleri nasıl görüntülenemez ya hu? Benim bile kıytırık web sitelerim full çekiyor, koskoca Türkiye cumhuriyetinin kurumlarının web siteleri nasıl bu kadar adi bir alt yapıda olabilir? Kargoya gittiğimde bazen memur: “sistem şuan arızalı” diyor, ne arızasıymış bu dediğimde ise: “web sayfası görüntülenemiyor” diyor :) Yani server kaldırmadığı için site görüntülenemiyor. Bu da demek oluyor ki devletin fi tarihinden kalma serverlarına iyi bir el atması gerekiyor.

3. PTT kargonun otomasyon sistemi berbat. Adamlar kişisel bilgilerinizi “her seferinde” bilgisayara elle giriyor il ve ilçeyi bile yani ben o kadar diyeyim.. Diğer özel kargolarda mahalleyi yaz o mahalle adını içinde barındıran bütün il ve ilçeler vs. hepsi görüntülenir misal. Burda yok öyle bişey, yanlış mı yazdın-yazdılar adresi? Acele gitmesi gereken kargon varsa afedersin boku yedin. Kargo geri gelir. Yani öyle ki kargonuzun doğru yere gitmesi, PTT kargo görevlisinin sizin kargo gönderisi yaptığınız mahallenin hangi semte ve ilçeye bağlı olduğunu kesinkes bilmesine bağlı.. Ki bunu yazmazsa PTT’nin hangi şubesinden dağıtım yapılacağı belirlenemez karşıya ulaştığında. Kargo gönderisini yaptığınız adresin en yakınındaki şubenin adını yazacak ki, kargo çabuk yerine ulaşsın.. Bunun için de kargo görevlisi bütün Türkiye’deki tüm mahallelerin hangi semt-ilçeye bağlı olduğunu, artııı bu ilçe ve semtlerdeki o adrese en yakın PTT şubesini ezbere bilmeli (!) E bu memurlarda bütün Türkiye mahallelerinin hangi semt ve ilçeye bağlı olacağını ezberleyemeyeceklerine veya ermiş ya da müneccim filan olmadıklarına göre arada sırada yanlış semt ve ilçe yazıp, kargonun o PTT şubesinden bu PTT şubesine dolaşmasına, 2-3 gün geç gitmesine (hatta bazen hiç gitmemesine!) sebebiyet verebiliyorlar. Bu durumda aslında onları değil “devleti” suçlamak gerekiyor..

Devlet; kamu kuruluşlarının web site alt yapısını acil olarak iyileştirmeli ve dinazor çağından kalma sistemlerini modernize etmeli.. Zaman=nakit kaybına sebep olmaya devam edecekler.. Aldıkları deve yükünce vergiler yetmiyor gibi..

İlk Yorumu Sen Yap »

Hiç 22″ Wide LED Monitörlü Core 2 Quad İşlemcili Bir PC’im Olmamıştı :’(

Kategori Çilekli Süt 
December 23rd, 2009

Böhhüü çok duygusalım :P Danamı satıp kısrak alıcam demiştim, henüz danamı satamadım ama kafasına koyanı yapan bi hatun olarak (tabi 2 taksit aşkımdan, 2 taksit annem ya da babamdan olmak üzere mali desteği de garantiledikten sonra ) sonunda yeni bir PC alabildim kendime. Bilgisayarımın 22″ wide screen WideLED monitörlü, 4 gb. ram’li, core 2 quad (4 çekirdek) işlemcili vs. özellikleri olduğunu söyleyerek yetineyim meraklı okuyucularım için. Vatan computer’dan aldım, internet üzerinden. İnternet üzerinden daha uygun oluyordu fiyat zaten bir sürü işimin arasında kalkıp Bostancı ya da Topkapı’ya da gidemezdim PC almak için, ben de netten alıverdim.. Zaten fiyatı da daha uyguna geliyordu oh tam benlik :) Aldığım PC ile aynı özelliklere sahip laptoplar 4-5000 tl. arasında gidip geliyor. Laptopa çok da ihtiyacı olmayana yani evinde bilgisayar kullananlara kesinlikle PC (masaüstü bilgisayar) öneriyorum. En baba özelliklere sahip daha bu ay üretilmiş bir bilgisayar benim aldığım. Ama şuan 2 sene önce çıkmış bir laptop benim aldığım bilgisayardan daha pahalı.. Bunu anlayınca laptop’tan iyice bi soğudum ben tabi tasarruf sever bir atun olarak

(nasıl bi tasarrufseverlik bilinmez kredi kartı borcumu söylesem dudağınız uçuklar Ama ticaret yapmak kolay değil tabi, ödemelerin bir çoğu AVON’a..)

Ya bide ne oldu, anlatayım. 22″ monitör sipariş ettim ama gelen monitörün kutusunda 21.5″ yazıyordu. Ben tabi direkt psikopat moduna girdim Nan dedim bizi mi kerizledi bu herifçioğulları.. Arıyorum 20 dk. bekliyorum filan. Fıttırdım. Sonra çıkan kız ben daha sorunumu söylediğim an telefonu kapattı (ne sorunmuş nan dedim) 2.kez aradım ama artık psikopatı geçtim seri katil moduna girdim Sen benim yüzüme nasıl kapatırsın nan diye bi giriş yaptım (2.arayışımda 15 dk. daha bekledikten sonra tabi..) Kıza küfür etmedim ama küfür etmekten beter laflar ettim. Ki benim programıma göre; 15 dk. sonra gittigidiyor dükkanımda sattığım ürünler için kargodaki işlemlerimi bitirmiş olup eve dönmem gerekliydi. Bense 1 saat hala bir monitör sorusunun cevabını alamamıştım.. O kız ve yönlendirdiği ondan sonraki kız (!) arasında yine bir 20 dk. geçti. Bu sırada ben kalkıp çağrı merkezine gitmeyi, orayı bombalamayı filan hayal ediyorum mental tatmin yaşıyorum.. Sonunda kibar bi oğlan çocuğu :)  çıktı. Ulan o da yönlendirmesin mi.. HEYYYTT YETTİ BEAAAA diye bir bağırdım!! ki bütün komşular duymuştur sanırım. O naradan sonra sorumun cevabını almak “20 sn.” sürdü. Evet 20 sn. Demek ki: “bazen siz bağırmadıkça insanlar sizi duymuyor”muş. Bitti.

Böhhüü çok duygusalım :P Danamı satıp kısrak alıcam demiştim, henüz danamı satamadım ama kafasına koyanı yapan bi hatun olarak (tabi 2 taksit aşkımdan, 2 taksit annem ya da babamdan olmak üzere mali desteği de garantiledikten sonra niohoho ) sonunda yeni bir PC alabildim kendime. Bilgisayarımın 22″ wide screen WideLED monitörlü, 4 gb. ram’li, core 2 quad (4 çekirdek) işlemcili vs. özellikleri olduğunu söyleyerek yetineyim meraklı okuyucularım için. Vatan computer’dan aldım, internet üzerinden. İnternet üzerinden daha uygun oluyordu fiyat zaten bir sürü işimin arasında kalkıp Bostancı ya da Topkapı’ya da gidemezdim PC almak için, ben de netten alıverdim.. Zaten fiyatı da daha uyguna geliyordu oh tam benlik :) Aldığım PC ile aynı özelliklere sahip laptoplar 4-5000 tl. arasında gidip geliyor. Laptopa çok da ihtiyacı olmayana yani evinde bilgisayar kullananlara kesinlikle PC (masaüstü bilgisayar) öneriyorum. En baba özelliklere sahip daha bu ay üretilmiş bir bilgisayar benim aldığım. Ama şuan 2 sene önce çıkmış bir laptop benim aldığım bilgisayardan daha pahalı.. Bunu anlayınca laptop’tan iyice bi soğudum ben tabi tasarruf sever bir atun olarak

(nasıl bi tasarrufseverlik bilinmez kredi kartı borcumu söylesem dudağınız uçuklar alklk Ama ticaret yapmak kolay değil tabi, ödemelerin bir çoğu AVON’a..)

Ya bide ne oldu, anlatayım. 22″ monitör sipariş ettim ama gelen monitörün kutusunda 21.5″ yazıyordu. Ben tabi direkt psikopat moduna girdim :D Nan dedim bizi mi kerizledi bu herifçioğulları.. Arıyorum 20 dk. bekliyorum filan. Fıttırdım. Sonra çıkan kız ben daha sorunumu söylediğim an telefonu kapattı (ne sorunmuş nan dedim) 2.kez aradım ama artık psikopatı geçtim seri katil moduna girdim muahaha Sen benim yüzüme nasıl kapatırsın nan diye bi giriş yaptım (2.arayışımda 15 dk. daha bekledikten sonra tabi..) Kıza küfür etmedim ama küfür etmekten beter laflar ettim. Ki benim programıma göre; 15 dk. sonra gittigidiyor dükkanımda sattığım ürünler için kargodaki işlemlerimi bitirmiş olup eve dönmem gerekliydi. Bense 1 saat hala bir monitör sorusunun cevabını alamamıştım.. O kız ve yönlendirdiği ondan sonraki kız (!) arasında yine bir 20 dk. geçti. Bu sırada ben kalkıp çağrı merkezine gitmeyi, orayı bombalamayı filan hayal ediyorum mental tatmin yaşıyorum.. Sonunda kibar bi oğlan çocuğu :)  çıktı. Ulan o da yönlendirmesin mi.. HEYYYTT YETTİ BEAAAA diye bir bağırdım!! ki bütün komşular duymuştur sanırım. O naradan sonra sorumun cevabını almak “20 sn.” sürdü. Evet 20 sn. Demek ki: “bazen siz bağırmadıkça insanlar sizi duymuyor”muş. Bitti.

İlk Yorumu Sen Yap »

PTT Kargo PTT Kargooooo Benim De Sabrımın Bir Sınırı Var Kargoluğunu Bil Uleennn!!

Kategori Çilekli Süt 
November 19th, 2009

DİKKAT DELİ VAR!!!!Hani geçenlerde PTT kargo ile bir yazı yazmıştım “PTT Kargo ve diğer kargolar arasındaki farklar” diye. O yazıda PTT kargonun kolileri ve kutuları karpuz fırlatır gibi yerleştirmesi ve taşıması haricinde bir noksanını bulamadığımı söylemiştim. Yanılmışım.

2. kezdir “adres bulunamadı, tanınmadı” gerekçesiyle kargom geri geldi. Üstelik adres gayet açık ve net yazılmış, diğer özel kargoların eliyle koymuş gibi buldukları bir adresti. Sadece seçim sonrası adı değişen bir mahalle yüzünden yeni mahallenin adını yazdık diye oldu bunlar :) Komedi. Verdiğiniz kargo ücretinin harici birde iadede para ödüyorsunuz işin acayip tarafı. Gerçi yine ucuz diğer kargolara göre, ama….. “Ucuz etin yahnisi de bu kadar olur” dedirttiler sonunda..

Yani varya karşınızda huysuz ve aksi bir müşteri olsa o ürün alıcıya söz verdiğiniz tarihte bu “salak” dağıtımcılar yüzünde ulaşamasa o ürün elinizde patlar ben o kadar diyeyim. PTT Kargo “adres bulma özürlü” bunu eklemek istedim. Diğer kargolarla yıllardır iş yapıyorum, hiç böyle bir rezillikle karşılaşmadım, hemde “hiç”. Umarım karşılaşmam da çünkü PTT kargoyu kullanmayı artık pek düşünmüyorum. Fiyatı ucuz, karşı tarafa kargo tutarı fazla tuzlu olmasın diye seçtiğim PTT kargoyu bu günden sonra sadece çok acil olmayan, “mecburi” durumlarda kullanacağım.

Son söz: acil ulaştırılması gereken kargolarınızı PTT kargoya “VERMEYİN”. Hani olur da verdiğiniz adres dünya üzerinden silinmiştir de PTT kargo dağıtım görevlilieri bulamaz filan!

İlk Yorumu Sen Yap »

Münasebetsiz Gizli Takipçilerime Bir Not..

Kategori Çilekli Süt 
November 15th, 2009

Dikizlenmekten, gözetlenmekten haz etmeyen biriyim. Blog yazmak teşhircilik değil midir derseniz amenna bloggerlar bilinçli olarak teşhircilik yapıyor ve bir çoğu da özel hayatını teşhir etmekten garip bir zevk alıyor. Ben de bu tuhaf canlılar arasındayım. Paylaşımcı biri olduğum için “komşu komşunun külüne muhtaçtır” misali insanlarla sanal da olsa bir şeyler paylaşma ihtiyacı hissediyorum. Beni okuyanların bir çoğunu tanımıyorum belki, belki de beni birilerinin okuması filan da önemli değil benim için. Ben yazınca rahatlıyorum sanki beni önemseyen ve ağzımdan çıkacak tek bir laf için ölecek bi arkadaş kitlem varmış gibi düşünmek istiyorum. Hayalperest biriyim ve bu tür hayallerle hayata tutunarak kendimi iyi hissediyorum, çünkü hayatın gerçekleri beni cidden çok bunaltıyor artık.

Bir kaç aydır gizli takipçilerim anlamsız ve alakasız yorumlar bırakıyor yazılarımın altına. Yeni yazılarımın yorumları kapalı biliyorsunuz, bu (ya da bunlar) eskilere dadanmış durumda. Bütün blog’umun okunmadık tek bir yazısını bile bırakmamışlar sanırım. Çünkü en eski yazılarıma kadar okuyup taciz edici saçma sapan yorumlar yazıyorlar. Ve IP’lere bakılırsa hep aynı çevreden bu kişi ya da kişiler. Yorum bu salla diyorum ve siliyorum, hele de cümle alakasız ve saçmaysa. Ancak her gün en aşağı 4-5 tane bu tür yorumu silmek çin işkencesinden beter oldu benim için. Bu nedenle böyle bir yazıyı yazma ihtiyacı hissettim.

Şimdi sen ey dişican ya da tikican ya da her ne b.ksan dostum, bak çocuğum burası oyun bahçesi değil git kendine sallanacak bi salıncak ya da işeyecek bi ağaç dibi filan ne bileyim oyalanacak bişey bul. Benimle, hayatımla ve blog’umla uğraşma artık tamam mı? Ölenle olana çare yoktur demişler biliyorum çok arabesk ama arabeskte hayatın bir gerçeği öyle değil mi? Benimle her ne alıp veremediğin vardıysa ya da eziyet etmek için adam arıyorduysan unut gitsin bu kadar takıntı yapma, düş yakamdan brother. Ok.?

Bazen şu yalan sanal alemin köküne kibrit suyu diyor blog’u kapatmak istiyorum ama sadece ben okuyacak da olsam bu blog’u tutmaya devam etmek istiyorum. Evlenip, çoluk sahibi olup vs. vs. vs. olana kadar. Biliyorum birkaç yıl sonra  bakınca “ay ne salakmışım” ya da “üf ne kadar aptalca” yazmışım diyecek bir çok şey olacak bu blogda bende böyle bişey var yıllar geçtikçe değişiyorum ve eski söylediklerim/tavırlarım çoğu zaman saçma geliyor. Mesela çocukken çok salaktım filan diyorum şimdiki aklımla düşününce. Sanırım git gide yenilenen ve gelişen bi düşünce yapısına sahibim ki eski fikirlerim geçerliliğini yitirdiği an yeni ve kendime göre daha geçerli ve mantıklı fikirleri benimsiyorum. Çocukken ders çalışmıyordum ben ya düşünsenize öğretmen tahtaya çıkartırdı Türkiye haritasına bakardım alık alık Eskişehir’i gösteremezdim. Hakikaten salakmışım. Saçma yazıcam bundan sonra daha eğlenceli oluyor :)

İlk Yorumu Sen Yap »

Gitti Gidiyor Sitesine İlan Verenler Dikkat

Kategori Çilekli Süt 
September 14th, 2009

Gitti gidiyorda bir dükkan açtığımı söylemiştim, hesapta dükkan açınca istediğim kadar ilanı ücretsiz verebileceğimi sanıyordum ama işin aslını astarını okuyup araştırmadan işe üç maymunu oynayarak balıklama daldığımdan dolayı yanıldım.

Şuan aylık 25 tl. dükkan ücreti yanında, sattığım (daha doğrusu satacağım) her ürün için en az %10 komisyon ödeyeceğim artıı en can alıcı kısmı ise her ilan 0.40 tl (resimli, kalın yazılı ya da en üstte “vitrinde” çıkacak bir ilan olması halinde bir ürün listeleme fiyatı 2.5-3 tl.ye kadar çıkabiliyor!)

Şimdi ben bunları yazıyorum, neden? Hani benim gibi safoşlar gitti gidiyorda dükkan açtığında diğer dükkan açmadan ilan verenler gibi listeleme (ürün ilanı verme) konusunda şanslı olduğunu düşünmesin, yok öyle.. İlle ücret ödeyeceksin.. Yedirmiyor gitti gidiyor öyle liste sıralarını.. Dükkanın olsa da olmasa da gitti gidiyor’da bir ürünü en az 0.40 tl.sına (standart listeleme ücretiyle) listeleyebilirsin.. Tabi dükkan avantajları ayrı, ona girmiyorum..

Aslında bana koyan bunlar değil, benim takıldığım nokta şu..

Dün ya da dünden bir önceki gün -evvelsi gün demek neden çok zor geliyor bana yine bir ürünümü listeleyeceğim gitti gidiyorda.. Bir baktım 0.40 tl. olması gereken standart listeleme ücreti 1.20 tl. gösteriyor.. Allah Allah bu adamlar üst üste 2-3 ilan ekleyince fiyatı mı yükseltiyor düşüreceği yerde dedim.. Ama tahmin ettiğim gibi ilan verirken sayfaları geri ileri tuşlarıyla oynattığım için hesap tutarı artmış. Yani şuna dikkat edin gitti gidiyora ilan verecek olan arkadaşlar:

ilan vereceğiniz, satacağınız ürünün kategorisini seçtiğiniz sayfa ve ürün bilgilerini girdiğiniz sayfadan başlayarak kredi kartı bilgilerinizi yazacağınız sayfaya kadar olan bölümde, tarayıcınızda bulunan bir sayfa ileri ya da bir sayfa geri tuşlarına “BASMAYIN” Ürün bilgilerinizi kontrol ede ede gidin, kredi kartı ile ödeme sayfasına kadar.. Mutlaka ilerlediğiniz sayfadan geri dönmeyeceğinize emin olduktan sonra bir sonraki aşamaya geçin..

Diyelim ki yanlışlıkla yaptınız.. İlerlediğinizden sayfadan bir önceki sayfaya geçtiniz yani. İyi nane yediniz dicem ama demiyorum Ben de yapıyorum canım bazen dalgınlıktan, insanlık hali ne var alla alla.. Hemen o ilanı ve o ilanın taslağını da SİLİN ve üye çıkışı yapın, PC çerezlerini, web geçmişini filan ne varsa temizleyin. Sonra tekrar girin gitti gidiyor üye girişinden.. Ve ilanınızı bu sefer dediğim gibi girin. Ama siz her ihtimale karşı yine de ödeme kısmına geldiğiniz bir bakın, standart listeleme ücreti 0.40 tl. değilse artık tavsiye verebileceğim başka bir şey yok.. Çünkü bu konuyu açıkçası ben de tam olarak anlayabilmiş değilim neden listeleme fiyatı durduk yerde artıyor anlamadım.. Dün mesela size anlattıklarımın hepsini yaptım tekrar girdim ilanı sil baştan ama listeleme ücreti 0.80 idi yine de Bir ürünü 5-6 kez girdim sildim yok böyle birşey yaa.. Sanırım herşeyi silip üye çıkışı da yaptıktan ve bilgisayarın çerezlerini, geçmişini vs. temizledikten sonra birde bilgisayarı yeniden başlatmak filan gerekiyordu “Yuh anasını yaa oldu birde format atalım bari!” dediğinizi duyar gibiyim Ne bileyim işte ürün listelemeye başlayalı  5 gün oldu ve gitti gidiyorun yediği naneleri ancak bu kadar anlayıp anlatabiliyorum

Hani bazı sitelerde ödeme yaptığınız halde ileri geri yaparsanız aynı ödemeden bir kere daha çekilme riski oluyor ya, buda aynen onun gibi birşey.. Artık adamların işlerine mi geliyor bilemem ama bu durum oldukça can sıkıcı.. Anlatırken bile sıkıldım ya hu Ödeyeceğiniz tutarın 2-3 hatta 4-5 katını ödeme riski söz konusu. 1 kuruşunu bile soygunculara ve sahtekarlara kaptırmak istemeyen biriyseniz gitti gidiyorda ürün satarken (ilan verirken) ödeme sayfasına geldiğinizde ödeme hesabınızı kontrol edin. Birde satacağınız ürünün bilgilerini fiyatını filan dikkatli ve iyice düşünerek girin – yazın, çünkü; revizyon adı altındaki ürün bilgisi güncelleme özelliği de ücretli TAM BİR SOYGUN YA HU!

DÜZELTME: Standart listeleme ücretleri (opsiyonel özellikler içermeyen listelemeler) 0.35 tl. ile 3 tl. arasındaymış. Bunu yeni öğrenmiş bulunuyorum. Yani satacağınız ürünün başlangıç fiyatına (açık artırma başlangıç fiyatına) göre standart listeleme ücreti ödüyormuşuz (via)

1 Yorum »

Moda Dediğin Tek Dişi Kalmış Materyalist Kapitalist Asimilatör Canavar!

Kategori Çilekli Süt 
July 5th, 2009

Modayı ve moda kavramını daha önce “Moda Dediğin Tek Dişi Kalmış Materyalist Kapitalist Asimilatör Canavar!” şeklinde tanımlamış biri gördünüz mü bilmiyorum ama ben modayı aynen bu şekilde görüyorum.

1. Moda materyalisttir kapitalisttir, modanın ruhunda fırsatçılık yatar bu yıl giydiğini öteki yıl giymemen için elinden gelen yapılır, bu sene pembe modaysa diğer sene başka bir renk övülür seksi ve şık gösterilir, ki, millet dolabındaki yepyeni gıcır gıcır kıyafetleri eski ve demode görüp gidip bu yıl moda (!) olan kıyafetleri, ayakkabıları bilmem neleri alsın. İsrafın böylesine EL-İNSAF derim..

2. Moda asimilasyon aletidir, sıkı bir yozlaştırma mekanizmasıdır..

Şekil A:

“Ay bu yıl arka kısmı g.tü ortada bırakan açık blue jean’ler modaymış şekerim duydun mu?”

“Ay duymam mı, hemen aldım Amerika’dan getirttim, sen şeyi biliyo musun hani şu süper mini k.ç üstü etekler varya onların çizgilisi çıkmış ayyy Tom Kruz’un karısında da gördüm hatta Victoria Beckham bile giyiyomuş onlar giyiyosa moda demektir (!) ay bütün Holywood giyiyo ayol, bizim eksik yanımız ne ahahahah gel Pakmerkeze gidelim hayatım ahahaha”

Hanım hanııımmm (tahmin ettiğiniz gibi burda eller belde) hani sen Ramazan’da oruç tutar zekat verirsin ya, hani arada bir de olsa namaz kılarsın ya, ne oldu sen müslümansın unuttun mu? O halde sen elin kaşarlanmış karısını niye taklit edersin, örnek alırsın he geriiiii! Nerde kaldı senin müslümanlığın?! Niye sahabe müslüman hanımların hayatlarını okuyup onların modasına uymazsın da 50-60′tan aşağı herifin altına yatmamış olan kaşarlanmış, ahlaksız üstelik gayri müslim imansız kadınların giydiklerini taklit edersin! Hay ben senin cücük beynine!!

Avrupa Amerika modası diye peşinden sürüklendiğimiz şey, kimliğimizi kemiren bi keneden başka bir şey değildir “bence”..

1 Yorum »

Pizza Hut’tan Şikayetçiyiz: 10 Liraya Sınırsız Pizza Artı Sınırsız Hakaret!

Kategori Çilekli Süt 
May 15th, 2009

Dün Kaldera&Volkan’ın annesi N.’ın blog’unda gezinirken atladığım yazılarına bakıyordum. Malum C.tesi günkü Büyük Çamlıca gezimiz de benim yüzümden iptal olunca baya bir mahçup oldum kendisine ve kendimi nasıl affettiririm acaba diye blog’unda dolaştım yalan yok Gerçi pek bişey bulamadım kendimi affetirmeye dair ama O’nun da C.tesi günü işinin çıkmış olması beni sevindirdi bu durumda karşılıklı ekiştik bi tek ben ekmemiş oldum ve kendimi affettirmeme de gerek kalmadı!

N. ve ailesi geçen hafta pazar günü Pizza Hut’un 10 TL.lık menüsünden iki adet almış ve afiyetle yerlerken başlarına mağaza müdürü üşüşüp hakaretvari bir uslüpte (gerçi kibar uslübü de olmaz ki bu cümlenin! her halükarda ayılık yani!) “Hanımefendi daha yemeye devam edecekmisiniz?” demiş!!! N.’ın pizza hut ile ilgili şikayetini yazdığı yazıya burdan ulaşabilirsiniz.

Pizza Hut uzun süredir mümkün mertebe İsrail’i boykot etme çabalarım nedeniyle uğramadığım bir mekandı çünkü onlar da ne yazık ki İsrail destekçisi firmalardan. Ve bu olayı da duyduktan sonra sanırım uğramam artık hiç mümkün değil.. Rezillikten öte aşağılık ve iğrenç bir şey bu çünkü.

1 Yorum »

2009 BÖ Blog Ödüllerinin Fiyaskosu: Miray Abravcı’nın (E-Miray) Kişisel Bloglar Kategorisinden Haksız Yere Diskalifiye Edilişi..

Kategori Çilekli Süt 
April 23rd, 2009

2008 Blog Ödülleri (BÖ) yarışması bilindiği gibi bir çok blogger tarafından memnuniyetsizlikle sonuçlanmış ve sinekten de küçük hediyelerine bir çok blogger kaba etleriyle gülmüştü.

Ancak 2009 Bö Blog Ödülleri yarışması nedense daha renkli ve umut dolu bir şekilde başladı gibi geldi ben ve benim gibi düşünen bir çok blogger arkadaşıma ve 2008′deki yarışmada yapılan bazı haksızlıkları göz ardı edip bu seneki Blog Ödülleri yarışmasına yarı şaka yarı ciddi maksatlı bir katılalım dedik. Tabi benim katılma amacımı biliyorsunuz burda ve burda anlatmıştım.

Şimdi bu yazıyı yazmamın nedeni yapılan bir haksızlığı dünya aleme duyuramasam da blog’um aracılığı ile duyurabileceğim kadar fazla kişiye duyurabilmek ve bu haksızlığın ortadan kaldırılmasına vesile olabilmek.

Miray hocam BÖ Blog Ödülleri yarışmasında KİŞİSEL BLOGLAR KATEGORİSİNDE 1.OLARAK gidiyordu. Biliyorsunuz oylama 26 Nisan’da bitecek.

Ancak bu sabah X şahsiyetinin aynı IP’den defalarca oy verdiği gerekçesiyle yarışmadan diskalifiye edildiğini öğrenmiş. Bunu yapanda Diskalifiyeyi yapanda “BÖ Blog Ödülleri yarışma organizasyoncusu Eray Endeş” abimiz. Ben kendisini akıllı biri sanardım ama bir kişinin (hem de bilgisayar hocası olan bir kişinin) aynı IP’den oy kullanıldığının karşı taraftan anlaşılacağını bildiğini bilmemesi ve bunu Miray hocamın yapmış ya da yaptırmış olduğunu düşünmesi beni fazlasıyla üzdü.

Konuyu tam olarak anlamak için buraya.

NOT: Hee bu arada lütfen ya bu işler boş işler, ne diye katılırsınızki, yaa varya ben bir numarayım, yaa siz de amma sulu gözsünüz ben varya kaya gibi sağlamım hiç ağlamam hiç üzülmem hiç sıçmam vs. tarzı yorum yazmasın kimse, çekecek durumda değilim. Kimin ne kadar manda olduğu ya da kimin ne kadar taş kalpli olduğu beni hiç mi hiç alakadar etmiyor gitsinler mandalıklarıyla başkalarına hava atsınlar lütfen.

NOT2: Bir kişinin bir blog için defalarca oy vermesi bence YANLIŞTIR. Benim ve Miray hocamın yazılarımızda anlatmaya çalıştığımız şeyi eminim anlayan anladı, ama ısrarla anlamayan arkadaşlar için tekrarlıyorum:

Bu olaya haksızlık deme nedenimiz, bir çok blog adına bu tarz oylamalar yapıldı (bir kişi aynı blog için defalarca oy verdi) Peki neden sadece Miray ABRAVCI yarışmadan diskalifiye oldu?!

1 Yorum »

« Önceki Çilekliler